
7 Ekim Perşembe’den herkese selamlar! Bu hafta politika bülteninde Çin’de sert geçmesi beklenen enerji sorununu mercek altına aldık. Aynı zamanda Facebook’un yaşadığı “muhbir” krizi, kripto para piyasasındaki politik zıtlaşmalar ve Fransız Katolik Kilisesi’ne dair tüyler ürperten gelişmeler de gündemimizde.
Keyifli okumalar!
ÇİN’DEN GELİŞMELER
Çin’in Yaklaşan Enerji Krizi
Doğaç Özen
Çin, enerji üretimi ile ilgili sorunlar yaşıyor. Geçtiğimiz hafta ülkenin kuzeyinin dört bir yanında gerçekleşen ve hatrı sayılır bir süre devam eden elektrik kesintileri, ülkenin kışa girerken nasıl bir süreç yaşayacağına dair soruları da beraberinde getiriyor. Kışı sert yaşayan her ülkede olduğu gibi Çin’de de vatandaşların sert iklim şartları altında ısınma ve yakacak gereklilikleri ve bölgedeki fabrikaların, iş yerlerinin operasyonlarını devam ettirebilmesi için enerji kaynağı gerekli. Bu durum öyle bir noktaya vardı ki Goldman-Sachs gibi finans devleri Çin’in yıllık büyüme beklentilerini %0,5’e yakın oranda düşürdüler yani Çin’in enerji ihtiyacı son derece ciddi boyutlarda. Her ne kadar Çin yeşil ajandaya sadık kalacağını açıklasa da ülkenin bir geçiş döneminde olduğunu ve ana enerji kaynağının kömür olduğunu belirtmekte fayda var.
Fakat bir sorun var: Çin, kömür bulamıyor, dolayısıyla da santraller yeteri kadar elektrik üretemiyor. Peki Çin neden kömür ve dolayısıyla enerji tedarikinde sorun yaşıyor?
Mükemmel Fırtına
Salgın hastalık, iklim değişikliği, Avustralya krizi. Mükemmel fırtına (İngilizce: perfect storm) bu tip durumları tarif etmek için kullanılan bir terim: Birden fazla görünürde alakasız olay birleşip önemli bir olayın altyapısını oluşturuyor.
- COVID-19 salgınının merkezi konumunda olan Çin, aynı zamanda sıkı kontrol ve tedbirlerle salgını en hızlı atlatan ülkelerden biri. Bu sebeple erken açılan Çin’de sosyal alanlar, okullar ve en önemlisi fabrikalar tüm dünyaya kıyasla daha erken tam kapasite çalışmaya başladı. Çin erken açıldığı için dünyanın çeşitli ülkelerinin üretim arzları da Çin’e kaymış oldu ve bu durum kömür fiyatlarına yansıdı.

- Bu noktada ise dış ticaretten bahsetmek gerek. Kömür ithalinin Çin için giderek içinden çıkılmaz bir hal alması devreye giriyor. Zira 2019-2020 yıllarına kadar Çin’in kömür ihtiyacının ciddi bir kısmı dünyanın en büyük kömür üreticilerinden olan Avustralya tarafından karşılanıyordu. Tarafların önemli miktarda gelir elde ettiği bu alışveriş, iki ülkenin arasının ciddi şekilde açılması sebebiyle bahsi geçen yıllardan beri resmi olmasa da bitmiş durumda. Zira Çin, Avustralya kömürünü yıllardır bir şekilde gümrükten sokmuyor. Her ne kadar Rusya, Moğolistan veya Endonezya gibi ülkelerle kömür ticareti ilişkileri ilerletilmiş olsa da bu miktarın yetmediği belirtiliyor.
- Dolayısıyla gelinen noktada Çin’de kömür bulmak giderek zorlaşıyor, bu da kömür fiyatlarına yansıyor. Çin devletinin komünist karakteri ise burada devreye giren bir başka faktör olarak kendini gösteriyor. Her ne kadar kömür alım satım fiyatları serbest piyasa dinamiklerine entegre olsa da santrallerden satılan elektrik ücretleri merkezi yönetim tarafından belirleniyor. Bu sebeple çoğu santral belirledikleri gelir marjının altında zarar ederek çalışmak istemediği için tam kapasite çalışmıyor ve eyaletler ellerindeki enerjiyi belirli zaman ve mekanlara paylaştırmak zorunda kalıyor.
Çin’in zor bir kış yaşamasını gerektirecek her şey ardı ardına gelmiş gibi duruyor. Her ne kadar Çin’den Avustralya ile yaşanan krizin bitirilmesine yönelik adımlar gelse de bu kış Çin Halk Cumhuriyeti için çetin geçecek gibi duruyor.
GELİŞMELER
Geçtiğimiz haftalarda kripto varlıklar borsaları deyim yerindeyse bir “roller coaster” görünümünü kazandı. Bunun ana sebebi ise Pasifk’in iki önemli gücü ABD ve Çin’in kripto varlıklar ve bu varlıkların hukuki düzenine dair ardı ardına yaptığı açıklamalar olarak değerlendiriliyor.
- Çin, 24 Eylül 2021 günü kripto varlıkların ve paraların ülke içinde kullanılmasını veya bu varlıklara yatırım yapılmasını yasaklayacaklarını açıkladı. Kripto varlık piyasasında %10’lara varan sert düşüşlere sebep olan bu açıklamanın ardından Çin, geçtiğimiz günlerde geri adım atmayacağını ve ilgili yasal düzenlemenin bir an önce düzenleneceğini ilan etti.
- ABD cephesinde ise tam tersi istikamette bir gelişme yaşandı. FED Başkanı Powell, rutin toplantılarından birinde kripto varlıkları yasaklamayı düşünmediğini fakat sadece daha stabil olmalarını temenni ettiğini dile getirdi. Piyasalar, bu açıklamanın ardından hızlı bir yükselişe geçti.
Bu iki açıklamanın gölgesindeki iki hafta içinde Bitcoin/USD paritesi 47.000 USD – 41.000 USD arası gidip gelerek yatırımcılara neredeyse %15 oranında bir dalgalanma yaşattı.
Facebook’un tüm uygulamalarının 4 Ekim 2021 günü hatalı bir sistem düzenlemesi yüzünden saatlerce erişilemez hale gelmesinin üzerinden sadece birkaç gün geçmiş olmasına rağmen şirket yeni bir sorun ile çalkalanıyor. Bir Facebook çalışanın “muhbir” (İngilizce: whistleblower) olarak kendini ifşa etmesinin etkileri yavaş yavaş hissedilmeye başlandı.
Şirketin ve dolayısıyla sosyal medyanın demokrasiye zarar verdiğini, kadınların öz güvenlerini zedelediğini, ırkçılık ve nefret söylemi ile mücadeleye dair kayda değer hamleler yapmadığını ileri süren Frances Haugen tartışmaların odağı oldu. ABD Parlamentosunda bildiklerini ve düşüncelerini ifşa eden Haugen’e hem Cumhuriyetçi hem de Demokrat kanattan destek geldi. Sosyal medya ise konuya dair ikiye bölünmüş durumda: Haugen’in dile getirdiklerinin sosyal medya sansürünü artıracağını iddia edenler olduğu gibi bu düzenlemelerin geç bile kaldığını düşünenler de var.

Geçtiğimiz hafta Fransız Katolik Kilisesi tüyler ürperten bir rapor ile sarsıldı. Kilisenin bağımsız araştırmacılar ile 2018’den beri beraber yürüttüğü çalışmanın sonuçlarına göre, Fransız Katolik Kilisesi kapsamında 1950’lerden beri tam 216.000 çocuğun cinsel tacizin bir türü ile karşı karşıya kaldığı ortaya çıktı. 3000’den fazla kilise mensubunun isminin geçtiği bu taciz skandalının açıklanması sonrası Fransız Katolik Kilisesi ve Vatikan ortak açıklama yaparak durumun ciddiyetini anladıklarını ve endişe duyduklarını belirtti. Bu araştırmanın gerçekleşmesinin ve son yıllarda taciz olaylarının ciddiye alınmasının kendileri için önemini belirten Papa Francis, bu günahlarından arınmak için ellerinden geleni yapacaklarını dile getirdi. Fransız Katolik Kilisesi, geçtiğimiz yıl mağdurlara finansal bir tazminat ödeyeceklerini de duyurmuştu.
Taciz mağdurları ise bu sürece şüpheyle yaklaşıyor. Kilise tacizine uğrayanlara ait bir derneğin yöneticisi François Devaux, kiliseye duyulan güvenin, inancın ve iyi niyetin ciddi boyutta zarar aldığını belirtti.