Azerbaycan ve Ermenistan arasında yüzyıllardır çok sayıda kanlı trajedi yaşanıyor. Her ne kadar iki ülke, neredeyse 70 yıl boyunca aynı Sovyetler Birliği Federasyonu çatısı altında birleşse de hem bu süre boyunca hem de Sovyetler Birliği’nin kurulması ve dağılması süreçlerinde iki ülke arasındaki husumet hiç bir zaman bitmedi. Sovyetler Birliği’nin 80’lerin sonlarında merkeziyetçi yapısının zarara uğramasının ise bölgesel gerilimleri tekrar şiddetlenmesine yol açtığı biliniyor.
1988’den beri devam eden savaş halinin Eylül 2020’de tekrar şiddetlenmesi ile yaşanan 2. Dağlık – Karabağ Savaşının bölgede bir çok değişikliğe yol açtığı bir gerçek. Azerbaycan’ın zaferi ile sonuçlanan savaş neticesinde yüzlerce yıldır iki ülke arasında sorun olmaya devam eden Dağlık – Karabağ bölgesinin kontrolü büyük bir oranda Azerbaycan’a geçerken, tarafların konuyu şimdilik bir nebze de olsa kenara bıraktığı idda ediliyor.
Üzerinden neredeyse bir yıl geçen savaşın neticesinde yaşanan gelişmeler, bölgedeki gelişmekte olan ülkeleri yakından ilgilendiriyor.

Tek Millet İki Devlet
Sovyetlerin 1991 yılında dağılması ile yeni kurulan ülkelerin kuruldukları yıllardan itibaren bölgedeki güçlerle çeşitli ilişkiler kurduğu biliniyor. Örneğin Estonya, Letonya ve Litvanya genel olarak Avrupa ve Avrupa Birliği ile yakın ilişkiler kurarken Belarus, Gürcistan ve Ermenistan ise Rusya ile kurdukları yakın ilişkiler ile biliniyor. Ukrayna, Moldova gibi ülkeler ise hala siyasi çalkantılarla gündeme geliyor.
Post-Sovyet ülkelerinden Azerbaycan ise izlediği farklı bir rota ile biliniyor. 1994 yılında dönemin Azerbaycan Başbakanı Haydar Aliyev’in Türkiye ziyaretinde kullandığı ifadesi “Tek millet iki devlet” ile de açıklanabilecek bu özel durum, ilk kez bir Post-Sovyet devletinin bölgesel güç olarak Türkiye’yi tercih etmesini ifade ediyor. O tarihten itibaren iki ülke arasında hızlıca gelişen askeri ve politik ilişkilerin günümüz itiarıyla zirveye ulaştığını ifade etmek mümkün.

Türkiye’nin 2. Dağlık Karabağ Savaşı süresince sağladığı askeri ve ekonomik desteğin iki ülke arasındaki ilişkileri ciddi bir biçimde güçlendirdiği biliniyor Bu sebeple iki ülke arasında 15 Haziran 2021 tarihinde savaş sonucu el değiştiren ve Azerbaycan’ın kontrolüne giren Şuşa kentinde imzalanan Şuşa Beyannamesi, savaş sonucu gelişen ilişkilerin somutlaştırılması niteliği de taşıyor. Halihazırda güçlü olan ilişkileri daha da güçlendirmeyi hedefleyen ve iki ülkenin birbirlerinin savunmasına destek olacağını teminat altına alan Şuşa Beyannamesinin imzalanmasının ardından bir takım gelişmeler de gündeme geldi…
Şuşa’nın Etkileri
15 Haziran 2021 tarihinde imzalanan Şuşa Beyannamesinin ardından dikkat çekici yaşanan bazı gelişmeler şu şekilde özetlenebilir:
- Askeri üs: Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın beyannamenin imzalanması sonrası cevapladığı soruların içinde Türkiye’nin Azerbaycan’a askeri üs kurması ihtimali de bulunuyor. Erdoğan, şu an için böyle bir gündem olmadığını fakat ileride Azerbaycan’a bir Türkiye askeri üssü kurulabileceğini ifade etti. Buna cevap ise Rusya Başbakanlığından geldi: “Bir NATO ülkesinin sınırımıza yakın bir üs kuracak olması ihtimali özel bir durum ve bu duruma dair önlemler alınabilir“.
- “Onlar her yerde var”: Savaş sonrası bölge ekonomisi ve refahının kalkındırılması için harekete geçtiklerini ifade eden Azerbaycan ve Türkiye hükümetleri, sembolik olarak yarı yarıya inşa edecekleri altyapı projelerine başladı. Son yılarda Türkiyeli iş-insanlarının Azerbeycan sınırları içinde çok sayıda ihale kazandığına ve yatırım yaptığına belirten yetkililer, bu durumun büyüyerek devam edeceğini işaret ediyor. Şuşa buluşmasının ardından Erdoğan ve Aliyev arasında yaşanan diyalogda Aliyev’in “Onlar (Kolin İnşaat ve Cengiz İnşaat) her yerde var” ifadesini kullanması ise Türkiye’de gündem olmuştu.
- Ermenistan seçimleri: Kaybedilen savaş sonrası aylardır bir hayli ateşli politik tartışmalara sahne olan Ermenistan, geçtiğimiz günlerde gerçekleştirilen erken seçimde kararını savaş mağlubu Peşinyan’dan yana verdi. Seçim güvenliği anlamında genel olarak başarılı bulunan seçim, Ermenistan tarihinin ikinci serbest seçimi olma özelliğini de taşıyor. Oyların %50’sini alan Peşinyan, olağanüstü hallerin artık geride kaldığını ve yeni döneme odaklanmaları gerektiğini ifade etti. Türkiye’nin düşman ülke olduğunun altını tekrar çizen Peşinyan, bu düşmanlığı kontrol etmenin önemini vurguladı. Uzmanlar, Peşinyan’ın Türkiye ve Azerbaycan konusunda daha yapıcı ve ekonomi ağırlıklı politikalar izleme ihtimalinin yüksek olduğunu belirtiyor. Fakat bu sonuç Ermenistan’ın Rusya’ya olan bağımlığının giderek artmasını değiştirmiyor.