
25 Kasım Çarşamba günü enerji alanında düzenlemeler içeren Elektrik Piyasası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, TBMM Genel Kurulunda kabul edildi. Teklifin en tartışmalı maddelerinden biri belediye atıklarının (evsel atıklar) yakılmasından üretilen enerjinin yenilenebilir enerji sayılması ve devletten özel teşvik alabilmesi. Zaten 2016’dan beri araba lastikleri de biyoenerji kaynağı olarak kabul ediliyor. Muhalefet partileri ise bu tanımlamalara karşı çıkıyor ve plastik atıkların yakılmasının çevreyi ciddi oranlarda kirlettiğini savunarak bu kanunların iptalini istiyor. Peki plastik atıkların yakılması gerçekten çok kötü bir uygulama mı?
Doğruluk kontrolü:
Belediye atıklarının yaklaşık yarısı biyolojik (gıda, kâğıt, vb.) yarısı da biyolojik olmayan (plastik, metal, vb.) atıklar. Lastikler ise petrol türevi ürünlerdir ve biyoenerji olarak tanımlanması tamamen yanlıştır. Biyolojik olmayan atıkların yakılmasının yenilenebilir enerji olarak sınıflandırılması da bilimsel olarak hatalıdır, çünkü bu işlem çöpleri tamamen yok ederek bileşenlerine ayırır. Öte yandan çöpten enerji üretimi çöplük kullanımını azalttığı ve ömrü dolmuş bu ürünlerden değer ürettiği için birçok devlet tarafından teşvik ediliyor. Bu bağlamda Avrupa Birliği, çöpten elde edilen enerjiyi yenilenebilir enerji olarak sınıflandırmıştır.
Geri dönüşüm:
Çöp hiyerarşisine göre ideal olan plastik gibi atıkların öncelikli olarak tekrar kullanımı ve geri dönüştürülmesi. Ne yazık ki bazı plastiklerin geri dönüşümü çok pahalı veya mümkün değil. Bu yüzden plastiklerin geri dönüşüm oranı Avrupa’da %30 ve ABD’de ise sadece %9 civarında. İlginç bir şekilde Türkiye plastiklerin %54’ünü geri dönüştürüyor ama ülkedeki yetersiz ayrıştırma kapasitesinden dolayı bunların yarısından fazlası yurtdışından ithal edilen çöplerden oluşuyor.
Seçenekler:
Geri dönüşümü yapılmayan plastikleri bertaraf etmek için doğaya bırakmak dışında kabul edilebilir iki seçeneğimiz var: çöplüklere gömmek veya yakmak. Çöp tepelerine gömülen plastiklerin çözünmesi 100 yılı bulabiliyor. Ayrıca, burada çözünen zehirli plastik moleküllerinin su kaynaklarına karışma riski de var. Plastik ve diğer çöplerin yakılması en azından enerji ürettiği ve çöplük kullanımını azalttığı için tercih edilebiliyor. Öte yandan bu yakma işlemi dioksin, asit gazları ve ağır metaller gibi zehirli kimyasallar üretiyor. Modern tesislerde havaya karışmadan önce bu kirleticileri filtrelemek mümkün, fakat bunun işe yaraması için o ülkede etkili kanunların çıkarılması gerekiyor.
Özet:
Hükümetin lastik ve biyolojik olmayan evsel atıkların yakılmasını biyoenerji olarak kabul etmesi bilimsel olarak hatalı. Fakat çöp yakarak enerji üretme konsepti, muhalefetin iddiasının aksine iklim değişikliğiyle mücadele kapsamında değerli bir teknoloji. Tabii ki kanunlara tamamen uyulduğu sürece… Kömür elektrik santrallerinin filtresiz çalışmasına uzun yıllar nasıl göz yumulduğunu hatırladığımızda şüphecilerin neden bu teknolojiye karşı olduğunu anlayabiliriz. Kaçınmamız gereken hata, kuralların doğru uygulanmamasının faturasını yöneticiler yerine teknolojilere kesmek.